

| İKNA | ![]() |
| AŞURE - Ferah Güneri BİRCAN | |
| MUTLU OL MUTLU ET | ![]() |
| Konuk Yazar | |
| Doğumun Doruğa Ulaştığı Noktadır İnsan.. | ![]() |
| Ömer Gümüşoğlu | |
| ESKİ GÜZEL GÜNLER | ![]() |
| Reyhan Akşen | |
| Yelfe - Yaşanmış Gerçek Hikayeler Serisi-1 | ![]() |
| Muallim İstiklal (Tekin) | |
| 10.YILIMIZ | ![]() |
| Efkan Kaya | |
| KAYBOLSAM | ![]() |
| TATLI SERT | |
Tarbaz.com'u Facebook'da beğenerek bizi Facebook'dan da takip edeblirsiniz.
Bazı haber ve Fotoğrafları ilk Facebook''da görmenin keyfini yaşayın!
| Niğde Valiliği |
| Niğde Devlet Hastanesi |
| Niğde Emniyet Müdürlüğü |
| Ulukışla Kaymakamlığı |
| İl Sağlık Müdürlüğü |
| Sağlık Bakanlığı |
| DARBOĞAZ BELEDİYESİ |
| E-Devlet Portalı |
Tarım ve Hayvancılık
DARBOĞAZ'DA ZİRAAT
Son yıllarda ihracata yönelik olarak üretimi yapılan Napolyon Kirazı’nın bölgede son turfanda ürün şeklinde yetiştirilmesi tarım alanında önemli bir konuma gelmiştir. Elma ağırlıklı bahçeler, kiraz bahçelerine dönüştürülmektedir. Tarım arazisinin %20'si kıraç olup geri kalan %80'lik kısmı sulanabilir durumdadır. Son yıllarda Kiraz üretimine verilen önemle birlikte sulama suyunda ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır.
Mevcut sulama suyu yetersiz kaldığından, kasabanın muhtelif yerlerinde özel kişilerin ticari girişimleriyle sondajla su çıkartılıp satılmaktadır. Oysaki bahar aylarında karların erimesi ve yağmurun yağması gibi coğrafi nedenlerle oluşan su yapılacak gölet ve bentlerde biriktirilip, yapılacak küçük kanallarla betonarme köy arklarına sevk edilip, programlı bir şekilde üreticiye ulaştırılmalıdır. Bu konu daha önceki dönemlerde belediye yetkililerince gündeme gelse de ne yazık ki uygulama aşamasına gelememiştir. Kiraz mevsiminde çok büyük para kazanan bir kasaba bu sorunu kendi imkânlarıyla çok kolayca çözümleyebilir.
KİRAZIN TARİHÇESİ
Kirazın bilimsel adı Cerasus avium (L.) olup buna Türkçe’de “Kuş Kirazı” denilmektedir. Kiraz, vişne, idris, elmanın, kaysının, eriğin, armudun, gül ve alıcın da dâhil olduğu Rosaceae (Gülgiller) familyasına bağlı, çok yıllık ve ağaç formunda bir bitkidir. Vişne ve İdris’in dışında ki tüm kiraz çeşitleri Cerasus avium ‘un bir ırkıdır. Kirazın anavatanı Kuzey Anadolu ve Güney Kafkasya olarak bilinmekte olup ismini Latince olan Cherasus (Okunuşu Serasus) yani GİRESUN ilimizden almaktadır. Kirazın dünyaya bu Giresun ve çevresinden M.Ö. 64 yılında Romalı komutan Lucullus tarafından götürüldüğü ve oradan da tüm dünyaya dağıldığı bilinmektedir.
KASABAMIZDA KİRAZ ÜRETİMİNİN TEMEL UNSURLARI
iraz yazları çok sıcak olmayan, toprak ve hava neminin yeterli olduğu yayla özelliği gösteren 500-1800 m rakımı olan yerlerde yetişmektedir. Kiraz soğuklama ihtiyacı olan bir meyve olduğu için kış aylarında en yüksek sıcaklık olarak + 7.2 C’de 42 gün beklemelidir. Bu nedenle en başta bir kiraz bahçesi tesis ederken nelere dikkat etmeliyiz?
1) Kiraz bahçesi rakım 500-1800 m olan yerlerde kurulmalıdır.
2) Bahçe toprağı analiz ettirilerek kiraz için uygun olup olmadığı belirlenmelidir.
3) Toprak yapısına ve iklim koşullarına uygun anaç ve çeşit seçilmelidir. Örneğin, kurak ve kireçli topraklarda idris anacı tercih edilmelidir.
4) Bahçeler tek çeşitle kurulmamalıdır. Tek çeşitle bahçe kurulması yetersiz döllenmeye veya hiç döllenmemeye sebep olmaktadır. Ben düşmeden hasada kadar olan sürede yağmur çatlaması zararına karşı tek çeşitle bahçe kurulmaması gerekmektedir. Her kiraz bahçesinde en az 4-5 çeşit bulunmalıdır. Çeşitlerin seçiminde ise birbirlerini dölleyebilir nitelikte olmasına dikkat edilmelidir. Döllenmede uygun çeşit seçiminin yanı sıra bahçede arı da bulundurulmalıdır. Genel bir oran olarak 9 bitkiden 8 tanesinin esas çeşit birisinin dölleyici olarak dikilmesi yeterlidir.
5) Dikim sıklığına dikkat edilmelidir. Dikim, mutlaka dikim tahtası kullanılarak yapılmalıdır. Kiraz dikiminden önce arazi tasfiye edilmeli ve 90 cm aralıkla dip kazanla Ağustos-Eylül ayında sürdürülmelidir. Kısmi taban suyu veya su birikme gibi problem oluşacak ise 40-50 m aralıkla hendekler oluşturulmalıdır. Fidanlar en uygun sonbaharda dikilmeli ve dikim sırasında çukurlara bir kürek yanmış ahır gübresi atılmalı veya 100 gr Triple Süperfosfat ile 100 gr Amonyum Sülfat dikim toprağına karıştırılmalıdır. Yamaç arazilerde baklava dilimi, sıra arası 5-6 m, sıra üzeri 3-4 m şeklinde olabilir. Taban arazilerde ise dikilen çeşide bağlı olarak sıra arası ve üzeri iyi havalanacak, güneşlenecek ve ağaç yan dalları birbirine girmeyecek şekilde dikilmelidir.
6) Dikimden sonra tepe kesiminde acele edilmemesi gerekir. Bu işler gözler iyice kabardığında yapılırsa yeni oluşacak ilk kat dallar daha geniş açılı oluşur.
7) Kışları çok sert geçmeyen yerlerde az sayılardaki çöğürler (piçler) sürgün göz aşısıyla aşılanabilir. Ancak en uygun aşı durgun göz aşısıdır. Durgun göz aşısı teorik olarak temmuzun ikinci yarısından itibaren yapılabilirse de hem şaşırtılan çöğürlerde hem de o yılın çöğürlerinde ağustos sonlarına doğru yapılması pratik açıdan daha uygundur. Eğer tutmayan aşılar için “tamir aşısı” düşünülüyorsa aşı zamanı eylüle sarkmamalıdır.
Budama sadece makasla dal kesimi gibi düşünülmemelidir. Dalların açılarının düzeltilmesi, eğilmesi, bükülmesi gibi uygulamalar da budamadır. Dal kesimi şeklindeki uygulamalar erken ilkbaharda yapılabilirler. Yaz budaması, ağaçların şekillendirilme yıllarında mutlaka yapılması gereken teknik bir uygulamadır. Yaz budamaları yapılmadan iyi bir taç oluşumunun sağlanması zor olduğu gibi, gençlik kısırlığı devresinin kısaltılması da hemen hemen imkânsızdır. Sürgünlerin yeşilden odunlaşmaya başladığı günlerde dal seçimi, eğme, bükme, uç alımı ve gerekliyse dal seyreltme şeklinde yapılmalıdır. Çok erken veya çok geç yapılmamalıdır. Topraktan itibaren ilk dalın mümkün oldukça aşağıda ve güneybatıya bakmasına gayret edilmelidir. Bazı çiftçiler çok kıymetli ve önemli olan bu dalları traktöre değer düşüncesiyle keserler. Oysa özellikle topraktan itibaren 40-50 cm. yükseklikte, güneybatı yönündeki bir dal ileride görülebilecek olan “güney yanığını” önleme bakımından çok faydalı olacaktır. Dallar seçilirken aralarında 90 derece civarında açı ile, ana gövde üzerinde 20-25 cm. aralıklarla olmasına gayret edilmelidir. Rakamlar ideal ölçüler olup, mümkün olduğunca bu ölçülere yaklaşılmaya çalışılmalıdır. Çatı, ana dallar ve açılar teşekkül ettikten sonraki yıllarda aynı kurallarla diğer katlar oluşturulur. Meyveye yatıncaya kadar dal açılarını açmak, yardımcı dal oluşumunu teşvik amacıyla uç kesimleri yapmak, uygunsuz dalları çıkartmak gibi uygulamalar yapılır.
Kirazlarda iki şekilde budama yapılır. Bunlar;
a) Şekil Budaması:
Kirazlara henüz fidan döneminden itibaren şekil verilmeye başlanmaktadır. Şekil budaması genellikle büyüme sezonu başında, dalların esnek olduğu Temmuz ayında yapılır. Kiraz ağaçlarının genellikle gençlik dönemleri uzundur. Bu nedenle ağaçlara şekil budaması uygulanırken bir yandan da meyveye yatırma işlemleri yapılır. Meyveye yatırma yan dallarda açı genişletilmesi, ağırlık asma, tahta veya kamış herek kullanma ile gerçekleştirilir.
b) Verim ve Gençleştirme Budaması:
Verim budamasında, ağaç boylarının azaltılmasının yanı sıra yan dalların sayısı da azaltılarak ağaçların büyümeleri yavaşlatılır. Kiraz ağaçlarında 8-10 yaşından sonra budama yapılmadığı için yıllık sürgünleri kısalır. Bilinen kurallara göre sürgün gelişimi için kesimler uç noktalara ve yıllık sürgünlerdeki odun gözlerine uygulanır. Ancak verimdeki kiraz ağaçlarında yıllık sürgünler 10-20 cm gibi olup bunlara yapılacak kesimler eski zayıf bir sürgün gelişimi sağlar. Bu nedenle yaptığımız uygulamalarda bu şekildeki yan dallar uçtan 50-100 cm'den kesilir. Bu kesimler sonucu 2-3 yıllık bu şekildeki dallarda mayıs buketleri ortasında yer alan odun gözlerinden kuvvetli yeni sürgünler oluşur. Bu sürgünler de meyvelerin daha iyi beslenmesine ve irileşmesine neden olur. Bu şekilde her yan daldan kesimler sonucu yeni 2-3 sürgün elde edilmiştir. Bu şekilde yaşlanmaya yüz tutan gelişmesi zayıflayan ağaçlar tekrar gelişme göstermektedir. Bu kesimler 2 yılda bir tekrarlanmalıdır.
Budama Şekline Örnek Olarak Prof. Dr. Ali KÜDEN’in Ülkemiz için Önerdiği İspanyol Çalı Budama Sistemi burada anlatılmıştır.
Dikim ve 1. Yıl Yapılacak İşlemler:
Dikim aralıkları, iyi topraklarda sıra arası 5m, sıra üzeri 2.5-3m, daha kötü topraklarda ise sıra arası 4.5m sıra üzeri 2-2.5m olmalıdır. İyi bir sulama kontrolüne gereksinim duyulmaktadır. En iyi sulama ise damla veya alttan mini yağmurlamadır. Aşı noktasının üzerinden 30-40cm’lik bir yükseklikten alçak bir tepe kesme işlemine gereksinim duyulur. Dikimde alt gözlerin zarar görmemesi için dikkatli olunmalıdır. Ağaç ne kadar küçük tutulursa, meyveler daha yere yakın yerden toplanabileceği gibi ağaçlar daha küçükken meyveye yatacaktır. İlk yıl sulama çok iyi yapılmalıdır. Ağaçlardan iyi bir ürün beklemek için başlangıçta iyi bir sulama yapılmalıdır. Nisan-mayıs aylarında, 60-75cm’den daha uzun ilkbahar sürgün büyümesinde, sürgünlerin 20-30cm’den tepeleri kesilmelidir. Bu budama zamanında, 3-4 ana dal seçtikten sonra tepelerini kesilerek, bunlardan 6-8 adet dal meydana getirilmesi gerekmektedir. Budama zamanı, bahçedeki ağacın kuvvetine göre değişecektir. Sulamaya devam edilmelidir. İkincil dallarda da 60-75cm sürgün uzunluğuna erişmiş olanları en az 20-30cm uzunluktan kesilmelidir. Dikim yılında bu gelişme sağlanamamışsa bu kesimler ertesi ilkbaharda yapılmalıdır. Bu budama ağacın kuvvetine bağlı olarak temmuz-ağustos aylarında olmalıdır. Bu noktada yaklaşık 6-8 adet ikincil dal elde edilecektir. Kurşun kalem boyundaki, zayıf gelişen yan dallar kesilmemeli ve gelişmeleri sağlanmalıdır. Sulamaya iyi bir şekilde devam edilerek, 5-10cm’lik yeni sürgün büyümesi elde edilmelidir. Tepe tomurcuğu oluşumunu ayarlamak veya sürgün büyümesini durdurmak için sulama suyu azaltılmalıdır. Amaç, meyveli yan dal gelişimini sağlamaktır. Toprak koşullarına bağlı olarak son sulama eylül veya ekim ayında olmalıdır. Burada dikkat edilecek konu, sürgün büyümesini arttıracak sulama yapılmamasıdır.
2. Yıl Yapılacak İşlemler:
Şubat ve mart aylarında sıklaşmış dallar seyreltilmelidir. Açık merkezli bir ağaç yetiştirmeye çalışılmalıdır. Aşırı kuvvetli gelişen dallar çıkarılmalı ve ağaca istenilen şekil verilmelidir. Olabildiğince çok az tepe kesimi yapılmalıdır. Ana dallar 30-40cm’den kesilmeli, yan dal oluşumunu arttırmak için Promalin uygulanabilir. Bu sayede uygun olan yerde tepe kesimi yapmadan, yan dal oluşumu arttırılabilir. Uygulamalar genel olarak 1 yıllık sürgünler üzerinde mart ayı başında yapılmalıdır. Baharda sulama yapılmamalı veya çok az yapılmalıdır. Amaç, 30-60cm uzunluğunda sürgün büyümesi elde etmektir. Eğer büyüme çok kuvvetli ise, içinde bulunulan yıldan önceki yıl oluşmuş sürgünlerin tepesi kesilir. Yaz boyunca yeterli su verilmelidir. Bu sayede yapraklar sarı renge dönüşünce ve düşmeye başlayıncaya kadar su dengesini korunmalıdır. Amaç, ağaçlara yeterli su vererek, onları büyüme kontrolünde tutmaktır. Son sulama eylül – ekim ayları sonuna kadar olmalıdır.
3. Yıl Yapılacak İşlemler:
Dinlenme döneminde açık merkezli bir ağaç şekli oluşturmak için dallar seyreltilmelidir. Bu işlem çok nemli bölgelerde uygulanır. Kurak bölgelerde ağaçların ortaları açılmamalıdır. İkinci yıldaki işlemler aynı şekilde uygulanmalıdır. Bu yıl birkaç meyve elde edilebilir. Eğer belirli bir miktarda meyve elde edilmişse, ağaçlar derimden önce su stresi çekmemelidir.
4. Yıl ve İleriki Yıllarda Yapılacak İşlemler:
Eğer gerekliyse, dinlenme sezonunda seyreltme yapınız. Dalları ağaçtan ağaca bağlayınız. Eğer gerekliyse yukarıya doğru büyüyenleri aşağıya eğiniz. Meyve bu sezonda oluşacağı için derimden önce yeterli sulama yapılmalıdır. Derimden sonra (mayıs-haziran ortası) tepe tomurcuklarının oluşumu sulama suyu miktarı azaltılarak yapılabilir. Haziran sonu – ağustos sonu arasında normal sulamaya devam edilir. Haziran sonu ve temmuz ayında ağaçlarda su kaybını azaltacağı için budama yapılmaz, sadece ağaca şekil verilir ve büyüme kontrol edilir. Ağustos sonu – eylül ayları arasında, tepe tomurcukları oluşturmak için sulama suyu aşamalı olarak azaltılmalıdır. Son sulama, bahçe koşullarına bağlı olarak ekim ayında yapılmalıdır. Dinlenme budaması, gerekliyse seyrek olarak yapılmalıdır..
Çizelge 1. Kirazlarda İspanyol Çalı Budama Sisteminin Uygulanışı
|
Ağaç yaşı |
Uygulama şekli |
Uygulama Zamanı |
|
Dikim sırasında |
Tepe 40-60 cm’den kesilir |
Tomurcuk uyanması |
KİRAZ DİKİMİNDE, BUDAMASINDA, İLAÇLAMASINDA EN UYGUN ZAMAN HANGİSİ? HANGİ AYLARDA HANGİ İŞLEMLERİ YAPMALIYIZ?
Nisan;
Kiraz bahçelerinde gençleştirme budaması, kuru dalların alınması, tepe kesimi gibi budama işleri, çapalama, kış ilaçlaması olarak Bordo bulamacı, fidan dikme ve kalem aşı yapmak ve ilk azotlu gübre uygulaması Nisan ayının ortasına kadar yapılmalıdır.
Nisan ayı sonuna kadar ise;
* Tomurcuklar patlamadan önce Bakırlı bir fungusit ile ilaçlama yapılır.
*Çiçek taç yaprakları döküldükten sonra başka bir Bakırlı fungusit ile ilaçlama yapılır.
* Bahçe çapalanır ve topraktan verilecek olan azotlu gübreler toprak suyu ile birlikte verilir.
* Meyveler kürkünü sıyırdığında eğer yaprak büken, Hortumlu gibi zararlılar var ise arılara zehirli olmayan bir insektisit uygulaması yapılır.
Mayıs;
1) İçinde bulunduğumuz şu aylarda iklim oldukça yağışlı geçmektedir.
Yağışlı havalarda kara leke, yaprak delen gibi hastalıklar çok
yaygınlaşır. Bu hastalığın yayılmasını önlemek için mayıs ayı başlarında
havların iyiye gitmeye başlaması ile birlikte "Bakırlı bir Fungusit"
uygulaması yapılmalıdır.
2) Düren (Elma yaprak bükeni), Zımbacı (Rhyncythes sp.=Hortumlular) gibi
zararlılara karşı ekonomik zarar eşiğine ulaştığından bal arılarına zehirli
olmayan bir insektisit uygulaması yapılır.
3) Çapalamanın ardından yağmurların da teşviki ile çıkan yabancı otlar ile
mekanik mücadele yapılmalıdır (çapalama, biçme gibi)
4) Mayıs ayı sonlarına doğru toprak suyu ile birlikte "Amonyum sülfat"
uygulaması yapılır.
5) Meyvelerde sarı renk oluşumuna dikkat edilmeli, özellikle 25 mayıstan
sonra Alavı kesiminde, 30 mayıstan sonra da köy mevkiinde ve yukarısında
"Kiraz sineği" ile yani kurtlanmaya karşı ilaç uygulaması yapılmalıdır. Bu
dönemde yağmura da dikkat edilmeli eğer uygulamalardan sonra yağmur
yağarsa mutlaka ilaçlama bir iki gün sonra hava durumuna göre tekrarlanmalıdır
KİRAZIN FAYDALI ORGANLARI
Kirazın sadece meyvesi değil, kökleri, kerestesi, kabuğu, zamkı, yaprakları, çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları da insanlar tarafından kullanılmaktadır. Kiraz esas olarak meyvelerinin taze ve kurutulmuş olarak tüketilmeleri ile ayrıca, reçel, yemek, konserve ve dondurulmuş gıda olarak soframızda yerini almaktadır. Diğer taraftan dünyanın en kaliteli mobilyası kiraz kerestesinden, en kaliteli piposu kiraz kökünden yapıldığı bilinmektedir. Kiraz gövdesinden çıkan zamkların şapka yapımında, tıbbi ve kırtasiye amaçlı kullanılmaktadır. Kiraz ağacının kabuğu, yaprakları, çiçekleri, meyveleri, meyve sapı ve çekirdekleri ise doğal tıbbi amaçlı insan ve hayvan tedavisinde kullanıldığı ve bu konuda bir çok reçetenin olduğu bilinmektedir.
KİRAZ MEYVESİNİN FAYDALARI
İdrar söktürücü özelliği ile böbreklerin dostu olan kiraz, vücutta biriken zahirli maddelerin karaciğer ve böbrek yoluyla dışarı atılmasını sağlıyor. Bu sayede yaş olarak tüketilen kiraz meyvesi ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Kiraz meyvesinde bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olduğu bilinmektedir. İdrar söktürücü özelliği dolayısı ile vücuttaki fazla suyun atılmasına yardımcı olduğu ve bu şekilde zayıflamaya da yardımcı olduğu bilinmektedir.
Kirazın bir diğer önemli özelliği peklik (Kabızlık) giderici olmasıdır. Bu konuda halk arasında söylene bir söz oldukça dikkat çekicidir. Kiraz dermiş ki; “Arkamdan dut gelmese, ben yapacağımı bilirim”. Yani dutun meyvesi de kirazın tam tersi ishali önlemekte ya da peklik yapmaktadır. Özellikle bayat yenilen yemeklerin, pastırma, sucuk gibi gıdaların zararlarını önleyen kiraz, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini de sağlamaktadır. Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin derideki bir takım kırışıklıkları önlediği ve giderdiği de belirtiliyor. Karaciğerin dostu olan kiraz meyvesi; hastalıklar sonucunda fazla ilaç tüketimi, nikotinin vücuttan atılması ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor. Yani karaciğer enzimlerinin normal seviyesine inmesinde önemli yardımları oluyor. Karaciğer zamanla normale dönüyor ve safra salgısı artıyor. Böylece sindirim gücünü arttırıyor. Kirazda bulunan levüloz adlı şeker kolay sindirilebildiği için, şeker hastaları hiçbir tehlike oluşmadan kiraz yiyebiliyor. Ayrıca içerdiği madensel tuzlar ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı arttırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor. A vitamininin önemli bir kaynağı olan karoteni içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin de dostudur.
KİRAZIN TEDAVİ AMAÇLI KULLANILAN BAZI KISIMLARI VE BİR KAÇ REÇETE
Kiraz ağacını kabukları yüksek ateşe ve pekliğe, yaprakları müshil olarak; çiçekleriyse göğsü yumuşatıcı olarak kullanılmaktadır. Bu amaçla; 1 litre suya 50 gr. Kiraz kabuğu ya da yaprağı konularak demlenir ve günde 3-4 bardak içildiğinde pekliği giderir, vücut ateşini dengeler. Aynı oranlarda çiçeklerinden hazırlanan su ise göğsü yumuşatır, soluk alıp vermeyi rahatlatır, öksürüğü azaltır, balgam söktürür.
Taze meyveleri özellikle ilkbaharda 3-4 gün süreyle sabahleyin 0.5 kg yenildiğinde vücuttaki yorgunluğu giderir, vücuda zindelik kazandırır ve insanı dinamik tutar. Ancak, bağırsak sistemi zayıf olanlar ile yüksek tansiyon sorunu olanların kirazı özellikle aç karnına daha dikkatli tüketmelerinde yarar vardır.
Kirazın meyve sapları idrar söktürücü olduğu kadar bronşite karşı da kullanılmaktadır. Gölgede iyice kurutulan meyve sapları ile hazırlanan şuruplar veya demlenmiş çaylar bronşitte iyileşme sağlanmaktadır. Bu amaçla; meyve saplar gerekirse kıyılarak bir gün süreyle su içinde ıslanmaya ve yumuşamaya bırakılır. Bir litre su içerisine bir yemek kaşığı yumuşatılmış sap konularak hazırlanan su demlenmeye bırakılmadan günlük olarak 3-4 fincan içilmelidir. Hazırlanan bu su ile günde iki kez el ve ayak banyosu da yapılabilir. Ayrıca yumuşatılmış kiraz sapları suyu ile birlikte taze veya kurutulmuş kiraz üzerine boşaltılarak yarım saat bekletildikten sonra süzülerek günde 3-4 fincan içilebilir.
Meyve sapları ayrık otu ve mısır püskülü ile kaynatılarak demlendiğinde ayak ve karın şişliğinde; arpa ile kaynatılarak elde edilen demleme ile de idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır.
Kiraz zamkı öksürük kesici ve bağırsak iltihaplarını iyileştirici olarak kullanılmaktadır. Bu amaçla bir fincan beyaz şarap veya su içerisine 5 gram kiraz zamkı eklenerek hazırlanan karışım sabah ve akşamlar içilir.
Kiraz çekirdeğinin kaynatılmış suyu idrar zoru sorununu çözerken, çekirdek kabukları ile ısıtılıp karın bölgesinde oluşan ağrılı bölgelere sarıldığında bu ağrıları gidermektedir.
Uyurken idrarını kaçıranların bu sorununu çözmede kurtlu kiraz meyvelerinin bir hafta süreyle yenilmesi bu sorunun çözümünde önemli rol oynadığı bazı bitkilerle tedavi kitaplarında yer almaktadır.
Yazan: Prof. Dr. Mehmet Rifat ULUSOY
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Rektör Yrd.
HAYVANCILIK
Hazırlanıyor...
Bu alana reklam verebilirsiniz.
..
Tasarım ve Programlama: Efkan KAYA
